Adem’in hikayesi aslında hepimizin hikayesidir.
Kendini en büyük yargıç sanırsın; hiçbir depremde yıkılmayacağını düşünürsün. Ama bir gün her şey sarsılır ve o anda gerçeği anlarsın: seni aslında koruyan güç değilmiş, sadece henüz sınanmamış olman.
Travma, “artık geçti” dediğin en iyi anda geri gelir. Zor bir gün, eski bir söz, tanıdık bir bakış yeterli olur; içindeki o eski yangın yeniden alev alır. Bu bir gerileme değildir. Bunun adı hafızadır.
“Keşke” ile geçen zaman aslında hiç geçmez. Çünkü keşke bir eylem değildir; geriye dönüş noktasıdır. Yüzleşmek yerine geri sarmaktır.
Adem hata yapmasaydı belki hiç büyüməzdi. Çünkü hata, insanın kendisiyle ilk kez gerçekten karşılaştığı yerdir—korkusu, eksikliği ve “ben aslında bu muyum?” sorusunun yanıtını aradığı yer.
Asıl güç bir daha hiç düşmemek değildir;
her düşüşten sonra hâlâ bir hayal kurabilmektir.


Bir Cevap Yazın